Finlandiya'da yaşamak üzerine (1. bölüm)

Finlandiya'da yaşamak üzerine (1. bölüm)
Photo by SaiKrishna Saketh Yellapragada / Unsplash

Taşınalı dört seneyi geçti. Beşinci yılımıza yaklaşıyoruz. İlk evlendiğimiz yıllarda, İstanbul'da keyfimiz yerindeydi aslında. Merkezi bir yerde (Kocamustafapaşa) oturuyorduk. Bir ayağımız Taksim, bir ayağımız Kadıköy'deydi. Eşim hemşire, ben yazılımcı olunca, maddi olarak da kötü değildik. Kendi yağımızda kavruluyor, pek birikim yapmasak da, yaşıyorduk.

Kızımız olunca işler değişti. Önce, Kocamustafapaşa'da binaların, arabaların ve gittikçe değişen kültürel çehrenin içinde büyütmek istemedik kızımızı. Ev sahibimiz de ölüp, geride yaslı bir eş ve metres bırakınca, ve ikisi de evin kirasını isteyince, bu böyle olmaz diyip Beylikdüzü'ne taşındık. Keyfimiz yine iyiydi ama çocuk büyüdükçe kreşe gitmesi gerek diye düşündük. Kreşe sabah beşte bırakıp, akşam yedide alacaksak, çocuk için evin bir önemi kalmıyordu. Üstelik, iyi bir eğitim almasını istiyorsan çok yüksek meblağları gözden çıkarman gerek. Hatta iyi eğitim veren özel okullar referansla öğrenci alıyorlar. Delilik! Velhasıl, gözümüzü yurt dışına diktik.

Burada risklerimizden bahsetmek gerek. Birinicisi, eşim de ben de, varlıklı ailelerden gelmiyoruz. Evlenmek için, öncesinde ve sonrasında, (ev tutmak, mobilyalar, eşyalar, takılar, düğün salonları -ki iki farklı şehirde iki düğüne zorlanmıştık- yani aklınıza gelecek her şey için) ailelerimizden maddi bir destek görmemiştik. Özetle: eğer bu işe kalkışıyorsak, bir kez daha kendi yağımızda kavrularak, kendi gücümüzle yapacaktık.

Finlandiya'ya gelirken iki farklı oturma ve çalışma izni var. (Aslında daha fazla ancak bize uyan 2 tane). Normal oturum izni ve Special Expert yani uzman oturma izni. Normal oturma izninin sonuçlanma süresi ortalama bir yıl. Special Expert'in sonuçlanma süresi ortalama bir ay.

Special Expert sayılmak için, bir şirketle anlaşmış olmanız gerekiyor. Anlaştığınız brüt maaşın 3000 Euro'nun üzerinde olması (ortalama bir yetişkin maaşı) ve iş tanımınızın Special Expert statüsünde olması gerekiyor. Yazılımcı olmak bu kategoride. Ben de linkedin ve relocate.me gibi sitelerden profilime uyan şirketleri araştırmaya başladım. Sonunda Digital Foodie (bugün Naveo Commerce)'in profilime tam uyduğunu ve başvurmam durumunda yüksek ihtimalle kabul edileceğimi gördüm. Denedim. Ve teknik bir sohbet haricinde, herhangi bir test ya da challenge yapmama gerek kalmaksızın kabul edildim. Ve hikaye başladı.

  • Türkiye'deki işimden istifa ettim.
  • Hızlıca eşime ve kızıma pasaport çıkarttık.
  • Sürecin nasıl işleyeceğinden tam emin değildik. Türkiye'de bu işlerle Finlandiya Konsolosluğu değil VFS Global adında bir  aracı firma ilgileniyordu. Ve Special Expert, o tarihte daha çok yeni bir oturma izni türüydü. Dolayısıyla, VFS Global'in de süreçle ilgili çok detaylı bir fikri yoktu. Sıkıntılı, stresli birkaç gün boyunca, Digital Foodie'deki insan kaynaklarının girişimleriyle, sürecin tam olarak nasıl yapılması gerektiğini göçmen idaresinden öğrendik.
  • Oturma izni başvurusu için gerekli evrakları topladık. Apostil diye bir şeyin varlığını öğrendik. Bazı belgelerin İngilizce yeminli tercümelerini yaptırdık. Ve hızla oturma izni başvurusu için Ankara'ya gittik. Bir günde başvurumuzu yaptık ve İstanbul'a geri döndük.
  • İşimden istifa ettim ve henüz kesinleşmiş bir oturma iznim yoktu. Evi kapatmamız gerekiyordu. Eşyaları dağıttık. Bazı eşyaları ise ikinci elden sattık. Arabamızı sattık. O dönemde arabamızın ederi yaklaşık 3000-3500 Euro civarıydı. Bu para, tüm birikimimizdi.
  • Evi kapatınca oturma izninin çıkmasını beklemek üzere, eşimin ailesinin yanına sığındık. Birkaç hafta boyunca Lüleburgaz'dan uzaktan çalışmaya başlamıştım.
  • Oturma izinleri çıkıp kartlar elimize ulaşınca, artık yola koyulma vaktiydi.

Finlandiya'ya vardığımızda, o zamanlarda süreç biraz karmaşıktı. Sistemin içine dahil olmak zordu. Anlatayım.

  1. Ev tutmak için banka hesabın ve sosyal güvenlik numaran olmasını istiyorlar.
  2. Banka için kalıcı adres istiyorlar.
  3. Kalıcı adres için sosyal güvenlik numarası istiyorlar.

Sosyal güvenlik numarasının verilmesi ortalama bir ay denildi. Biz kendimizi o kadar uzun sürecek bir sürece hazırlamamıştık. Şirket taşınmanın masraflarını belli bir limite kadar karşılıyordu ama şirketin bana ödeme verebilmesi için banka hesabım olması lazımdı. Banka hesabı için adresimin olması, adresimin olması için banka hesabımın olması, banka hesabımın olması için adresimin olması... anladınız işte.

İki yoldan sistemdeki açıkları kullanmamız gerekmişti.

  1. Sosyal güvenlik numarası almak için nüfus idaresine gitmek yerine doğrudan vergi dairesine giderseniz, vergi dairesindeki memur size anında bir sosyal güvenlik numarası oluşturup verebiliyor. 2-4 hafta arası beklemenize gerek kalmıyor.
  2. Aynı adresde hem şirket hem şahıs var olabiliyor. Geçiçi olarak şirketin adresini kalıcı adresim olarak göstermiştik.

Bu sayede sisteme girmeyi başardık ve elimizdeki tüm birikimleri harcayarak bir ev tuttuk, eşyalarımızı aldık ve hayata başladık!

Peki burada yaşamak nasıl bir şey?

Ne zor ne kolay. Evet, güvenli ve huzurlu bir ülke. Irkçılık konuları, Avrupa'nın diğer ülkeleri kadar sert değil. Özellikle vergi veren, çalışan milletlere karşı ılımlılar. Türk olduğumuzu duyduklarında gelen bir İslamofobi var, özellikle türbanlılara karşı. Ama bizim aile yapımız ve inançlarımız daha farklı olduğu için, örneğin içki tükettiğimizi gördüklerinde davranışları değişiyor.

Ortalama bir maaş 3000-3500 euro brüt. Verginle kendin ilgileniyorsun. Yıl boyunca kazanacağın parayı beyan ettiğin zaman, sana bir vergi oranı belirliyorlar. Bunu yıl içinde tekrar revize etmen mümkün. Gelirin arttıkça ödediğin vergi oranı da artıyor. Örneğin 2000 euro alan birisi %10 vergi öderken, 6000 euro alan birisi %25-%30 vergi ödeyebiliyor.

En yüksek gider kalemi ev kirası. Evler, bizim Türkiye'de alışık olduğumuz kadar geniş değiller. Bu kültürel bir şey. Ancak kullanışlılar. Şehir merkezinde, dört kişilik bir ailenin yaşayacağı evlerin kiraları 1500-2000 Euro'dan başlar. Ancak şehirden biraz uzaklaşırsanız bu fiyatlar çok daha aşağı düşecektir. Bizim oturduğumuz ev iki katlı bir dubleks. Bahçemiz var. Bir de dışarıda depomuz. 1500 civarında ödüyoruz. Isınma, su ve otopark buna dahil. İki yatak odamız, geniş bir oturma odamız, banyo tuvalet ve saunamız var. Güzel bir muhitteyiz.

Market giderleri ile ilgili konuşmaya başlamadan önce, 1 euro 1 lira benzetmesini unutun. Fiyatların aralarındaki dengeler farklı.

Örneğin: 1 Kilogram dana kıyma: 12 euro. Ekmek 3 euro. Yani 4 ekmek fiyatına bir kilo kıyma alıyorsunuz. Ekmek mi çok pahalı yoksa kıyma mı? Benzinin litresi 2.2 euro. Yani bir ekmekten daha ucuz. Sütün litresi ise ortalama 1 Euro denebilir.

Ortalama 3 kişilik bir ailenin mutfak masrafı sanıyorum beslenme alışkanlıklarına göre aylık 600-800 arası olacaktır.

Yazın her yer yeşil. Göl, orman ve mavi gökyüzü. Her yerde. Kışık her yer beyaz. Kar ve buz. Ancak ikisi de güzel. Hem de çok güzel. Örneğin, soğuk ve karanlık kış gecelerinde şehir merkezi ışıl ışıl olur. Kırsalda ise, evleri ve etrafındaki yerleri ışıklarla süslerler. Bazen, kapı önlerinde bir fenerin içinde yanan mumlar görebilirsiniz. Her zaman uğraşacak bir şeyler bulunur. İnsanlar asla evlerine kapanmazlar. Kışın en büyük dert, buzda yürümek ve kar altında kalan arabanızı sabah kürekle kardan çıkarmak.

Sessiz ve sakin bir şehir. Gece hayatı çok cıvıltılı değil. İnsanlar doğaya ve doğa sporlarına meraklı. Hemen herkes doğa yürüyüşlerini seviyor. Yüksek binaların ülkesi değil. Yatay bir yapılaşma var. Yeşili koruyorlar. Bazen mahalleleri büyük geniş ormanlık parklar birbirinden ayırıyor. Deniz kışın donuyor ve üzerinde yürümek eğlenceli, korkutucu ve garip bir his.

Kızımız üç yaşında kreşe başladı. Şu anda altı yaşında ve iki anadile sahip. Birazcık da İngilizce biliyor diyebiliriz. Geçen sene okuma yazmayı ve basit matematiği öğrendi. Seneye birinci sınıfa başlayacak. Okulu çok güzel bir yerde, güzel bir okul. Hatta şuraya fotoğrafını bırakayım.

Kreş için bir para ödüyoruz. Yani kreş tamamen bedava değil ancak bu gelire göre ödenen ve üst limiti olan bir ödeme. Eğer bir ailenin geliri azsa, bunu ödemeyebiliyorlar. Ya da çok çok cüzi bir rakam geliyor. Biz üst limitten ödüyoruz ama sıkıntı olacak bir tutar değil.

Eşim hemşireliği bıraktı. Şu anda Finlandiya Sağlık Bakanlığından hemşirelik lisansı süreci devam ediyor ancak bu süreçte iyi derecede Fince öğrendi (vatandaşlık sınavını rahatça geçti). Üstüne bir de okul okudu. Şu anda kızımın kreşinin ilkokul bölümünde asistan öğretmen olarak çalışıyor. Müthiş azimli bir kadın. Ona bu yüzden hayranım.